Son birkaç yıldır, olumlu özellikleri kozmetikçiler ve alternatif tıp tarafından keşfedilen doğal ürünler arasında, greyfurt meyvesi, ayçiçeği ve yeşilçay ilk sıralarda yer alıyor...
Greyfurtlu diyet kilo verdiriyor
Greyfurt meyvesinin, bileşimindeki C vitamini, kalsiyum, fosfor ve potasyum sayesinde sindirim salgılarını uyararak hazmı kolaylaştırdığı, idrar söktürerek böbrek taşlarının atılmasına yardımcı oluyor.
Greyfurt ayrıca kanı temizleme özelliğine de sahip. Böylelikle beden ve zihin yorgunluklarını azaltıyor, üstelik sabahları aç karnına alındığında vücuttaki fazla yağların erimesine yardımcı oluyor. Amerika’da yapılan araştırmalar greyfurt meyvesiyle birlikte uygulanan diyetlerin, kilo verme sürecini hızlandırdığını da ortaya koyuyor.
Elma Sirkesi'nin; cilt rahatsızlıkları, yaralanma, güneş yanığı, baş ağrısı, mide rahatsızlığı, kadın hastalıkları, soğuk algınlığı ve ateşli hastalıkların tedavisinde kullanması çok eski medeniyetlere kadar dayanıyor. Yıllardır yararları pek çok kişi tarafından bilenen Elma Sirkesi'nin son mucizesi ise zayıflatma özelliğinin bulunması. Fersan Elma Sirkesi düzenli kullanıldığında sindirime yardımcı olarak, kilo vermeyi kolaylaştırıyor. Sabahları kahvaltıda, içine 1-2 kaşık elma sirkesi ve 1 kaşık bal karıştırılmış bir bardak su, uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında düzenli kilo kaybetmenizi sağlıyor. SİRKENİN YARARLARI " Antiseptik: Meyve ve sebzelerin elma sirkesi katılmış su ile yıkanması onların mikroplardan arınmasını sağlar. Ayrıca Bakteri ve mikropların barınmaması için mutfak ve banyolarınızda elma sirkeli su kullanmanız önerilir. " Boğaz ağrısı: Anjin ve streptokok dahil olmak üzere tüm boğaz ağrılarında, 1 bardak suya katılan 1 kahve kaşığı elma sirkesi ile her saat başı yapılacak gargara rahatlatıcı bir çözüm olacaktır. " Migren: Bir tasın içerisine eşit miktarda su ve elma sirkesi koyup kaynatın. Daha sonra altını kısarak yüzünüzü buhara tuttun. Bu şekilde 3 dakika kadar soluk almanız migren ağrılarının yok olmasını sağlayacaktır. " Ayaklar: Ayaklarınız için bir leğene ayak bileklerinize kadar ılık su doldurun ve içine yarım şişe elma sirkesi ilave edin. Sabah ve akşam, en az 5 dakika, ayaklarınızı bu su içinde dinlendirin. " Yorgunluk ve uykusuzluk: 1 litre suya 3 yemek kaşığı elma sirkesi ve bir fincan bal ilave edin. Her gece yatmadan önce 2 yemek kaşığı içeceğiniz bu karışımla uykusuzluğunuzun ve yorgunluğunuzun kaybolduğunu göreceksiniz. " Kaşıntılar: Böcek ısırmalarına ve kurdeşene bağlı kaşıntılarda, arı sokmalarında ve cilt çatlaklarında sürülecek elma sirkesi rahatsızlığı ve acıyı giderecektir. " Mide bulantısı: Mide bulantısının ve kusmanın önüne geçmenin yolu; ılık elma sirkesine bir bezi batırıp sonra sıkmak ve bu bezi midemizin üstüne yerleştirmektir. Bez soğudukça ılık bir bez ile işlem yeniden yapılmalı. " Sivilceler: Sağlıklı bir cilt için banyo suyunuza biraz elma sirkesi ilave edin. Cildinizin yumuşadığını ve parladığını fark edeceksiniz. Sivilceler için, su ile seyreltilmiş elma sirkesiyle yüzünüzü silin ve durulayın. Elma sirkesi akneye neden olan mikropları öldürür. " Varisler: Varislerin yol açtığı ağrıdan şikayetçiyseniz, sirkeli bir bezi, bacaklarınıza sarın ve 30 dakika bekletin. Otuz dakikalık süreyi bacaklarınızı yukarı kaldırarak geçirin. Bu işlemi sabah ve akşam tekrarlayın. " Nasırlar: En bilinen yollardan biri bayat ekmeği elma sirkesine batırıp nasırlı bölgenin üzerine koymak ve gece boyunca orada muhafaza etmektir. Sabah kalktığınızda nasırın veya sertliğin kaybolmuş olduğunu göreceksiniz. Bir başka yol ise ılık suyun içine yarım bardak sirke koyup, yarım saat süre ile nasırlı bölgeyi bu suda bekletmek ve daha sonra bir havlu ile kurulayıp ponza taşı ile bölgeyi ovuşturmaktır.
''Tuz aynı zamanda sodyum mudur?'' sorusu hep kafaları karıştırır. Her ne kadar ikisi birlikte düşünülse de tuz ve sodyum aynı anlamda değildir. Sodyum klorür bildiğimiz sofra tuzunun asıl adıdır. Sofra tuzu yüzde 60 klor, yüzde 40 sodyumdan oluşur. Tuz deyince ilk önce hipertansiyonu olanlar yani yüksek tansiyonlu kişiler kulak kabartırlar. Çünkü sodyum ile yüksek kan basıncı arasında önemli bir bağlantı vardır. Ancak yine de sodyum beslenmemizde mutlaka olması gereken bir besin öğesi olarak karşımıza çıkar. Sodyum bir mineraldir ve besinlerde de doğal olarak bulunmaktadır. Sodyum sınırlı diyetlerde sadece tuzsuz yemek yetmeyebilir bazı besinleri tuz içeriklerine de dikkat etmek gerekir. Böbrekler, vücuttaki sodyum dengesini ayarlayan en önemli organdır. Böbreklerde bir sorun olmadığı sürece vücuttaki sodyum konsantrasyonu çok yüksek seviyelere çıkmaz. Sodyum vücutta depo edilen bir mineral değildir. Ancak vücuttaki fazla sodyum, böbrek hastaları tarafından atılmaz. Çünkü bu hastalık durumunda böbrek normal işleyişini yerine getiremez. Yüzükler küçüldüyse Sodyum eksikliği ile karşılaşmak çok karşılaşılan bir durum değildir çünkü birçok besinden alabiliyoruz. Ancak kusma, ishal gibi elektrolit kaybının yaşandığı problemler olduğunda vücuttaki sodyum düzeyinde düşüş yaşanabilir. Az su içildiği dönemlerde aşırı tuzlu yenilmesi, dehidrasyona sebep olabilir, ödem ve baş ağrısı şikâyetleri oluşabilir. Toplumumuzda bireylerin yüksek kan basıncına çok duyarlı olduklarını da düşündüğümüzde çok tuzlu besinler yenilmemesi ve yeterli su içilmesi gerçekten büyük önem kazanmaktadır. Yüzükleri parmağınızı sıkmaya başladıysa tuz tüketimini azaltıp su tüketiminizi arttırın, idrarınızın rengini kontrol edin. İdrarınız koyu sarı ise yeterli su içmiyorsunuz demektir. Eğer beslenmenizde aşırı tuz tüketimi yapıyorsanız bunu azaltmanız kan basıncınızı dengelemede size yardımcı olacaktır. Vücuttaki sodyum düzeyini böbrekler ayarlar. Sodyumun fazla miktarı depo edilmez. Fazla alınan sodyumun büyük bir kısmı idrarla, daha az oranlarda da terlemeyle atılır. Örneğin, yüksek sodyum içeren besinler alırsanız, fazlasını atmak için daha çok idrara çıkarsınız. Böylece idrarla fazla sıvı kaybettiğinizden, susadığınızı hissedersiniz. Bazı besinlerin 100 gramındaki sodyum miktarı Turşu (salatalık) 1353 milgram (mg) Ketçap 1042 mg Kaşar peyniri 710 mg Edirne peyniri 252 mg Yumurta 138 mg Dana eti 80 mg Levrek 68 mg Süt 49 mg Yoğurt 47 mg Salça 38 mg Mercimek 30 mg İyotlu tuzun farkı İyotlu tuzun farkı ise normal sofra tuzuna iyot eklenmiş olmasıdır. Vücudun iyoda da ihtiyacı vardır. İyotlu tuz tüketildiğinde, vücudun iyot ihtiyacına destek verilmiş olur. İyot tiroit bezi çalışmasını düzenleyerek, guatr hastalığının oluşumunu engelleyici etki yaratır. Günlük tuz gereksinimi iki gram, yani yaklaşık bir çay kaşığı kadardır. Hiç tuz ilave etmeden besinlerin içindeki tuzlardan dahi bu miktarı karşılamak mümkündür. Salça, turşu, zeytin, hardal, salamuralar ve bazı soslar, tuz kısıtlamasına ihtiyaç duyulan yüksek tansiyon, böbrek ve bazı karaciğer hastalıklarında dikkatli tüketilmelidir. Tuzlu tada karşı duyarlılığınız varsa tuz tüketiminizi yavaş yavaş azaltarak yeni tat alışkanlığı kazanabilirsiniz. Önce masaya tuzluk koymaktan vazgeçerek başlayabilirsiniz. Et, balık, tavuk, kuru baklagiller, süt, yoğurt, yumurta ve pirinç, makarna, yulaf ezmesi gibi daha az sodyum içeriği olan ürünleri tercih edebilirsiniz. Lezzet katma alışkanlığınız yemeklerinize tuz eklemek yönündeyse tuz yerine çeşitli baharatları kullanarak tuz tüketim alışkanlığınızı düşürebilirsiniz. Etiket okuyarak daha fazla bilgi sahibi olun Sodyumsuz: Ürünün bir porsiyonundaki miktarı 5 miligramdan az sodyum içeriyorsa bu ifade kullanılır. Çok düşük sodyumlu: Ürünün bir porsiyonunda 35 miligram veya daha az sodyum varsa bu ifade kullanılır. Düşük sodyumlu: Ürünün bir porsiyonunda 140 miligram veya daha az sodyum varsa bu ifade kullanılır. Sodyumu azaltılmış: Üründeki sodyumu normale göre en az yüzde 25 oranında azaltılmış anlamına gelir.
Amerikalı uzmanlar incirin yüksek potasyum içeriğiyle tansiyonu kontrol altında tutmaya yardımcı olduğunu ortaya koydu. DASH isimli hipertansiyonla savaş derneğinin yaptırdığı araştırmaya göre 8 hafta boyunca potasyum ve kalsiyum oranı yüksek bir diyetle beslenen kişilerde tansiyon 5.5/3 puan azalıyor. Normal tansiyon 12/8. Bir incir günlük potasyum ihtiyacının yüzde 7’sini karşılıyor. ıncir ayrıca yüksek lif oranı sayesinde kilo vermeyi de kolaylaştırıyor.
Hep bir ağızdan “çok sıcak” diyerek havayı iyice alevlendirdiğimiz yaz günlerinin en iyi serinleticisi, eşsiz atıştırması ve hatta çoğu zaman da ana yemeği hiç kuşkusuz yaz meyveleri.
KAVUN
B vitamini, brom ve iyot içeren kavun, sinirleri yatıştırıyor ve kanı temizliyor.
Kolay bir uyku sağlamanın yanı sıra; damar tıkanıklığı ve kansızlık için de öneriliyor.
Açık renkli ve düz kabuklu “bal kavunu” iyi bir C, A vitamini, potasyum ve çinko kaynağı olarak en değerliler arasında yer alıyor.
Cildi kuru olanlar için 1 ölçü süt, 1 ölçü kavun suyu ve 1 ölçü su ile hazırlanan karışım, iyi sonuç veriyor. Meyve salataları, pasta ve tartoletlerde bol bol kullanarak, hem lezzetinden hem de besin değerinden yararlanabilirsiniz.
Kavun, kalp ve böbrek hastalarının diyetlerinde sıkça kullanılan bir meyve.
Endişe ve uykusuzluğa iyi geliyor.
Ufak bir hatırlatma; kavunu kestikten hemen sonra tüketilmesi gerekiyor.